August 28, 2006 - Uzay'da son durum. UZAY Haberleri - Gezengen ve Karanlık Mad
Karanlık madde için ilk kanıt..
Bilim
adamları, 100 milyon yıl önce iki büyük galaksi öbeğinin çarpışmasını
gördü ve yıllardır peşinde oldukları heyecan veren sonuca ulaştı...
Kaynak: Milliyet
Bilim adamları, evrenin yüzde 25'i gezegen yıldız ve galaksilerden
değil karanlık madde olarak adlandırılan maddeden oluşuyor. Amerikalı
uzmanlar, ışık yaymayan ve ışığı yansıtmayan, bu nedenle de görülemeyen
karanlık maddenin varlığına dair ilk somut kanıtı bulduklarını
belirtiyorlar. BBC bilim muhabiri Paul Rincon'ın haberine göre, bilim
adamlarının vurguladıkları bir diğer nokta da görebildiğimiz kütlelerin
oranının sadece yüzde beş olması.
Karanlık madde, adının çağrıştırdığı gibi esrarengiz bir kavram.
Bugüne dek gökbilimciler karanlık maddenin varlığını sadece çıkarım yoluyla belirleyebiliyordu.
Gökbilimciler 1930'lardan bu yana galaksi öbeklerinin görünen
kütlelerle açıklanamayacak kadar yüksek çekim gücü olduğunu
biliyorlardı.
Ancak öbekler içinden gözle görülmeyen maddeyi ayırmak imkansızdı.
HEYECAN VERİCİ SOMUT KANIT
Ta ki gökbilimciler, 100 milyon yıl önce iki büyük galaksi öbeğinin çarpışmasını görene dek.
Uzmanlar somut kanıtı işte burada bulduklarını söylüyorlar.
NASA'nın Chandra ve Hubble teleskopları ile Avrupa uzay ajansı
ve macellan teleskoplarını kullanan uzmanlar, çarpışma sonucu
galaksilerdeki gazlarla maddelerin ayrıştığını, beklenenin aksine sıcak
gaz bulutları çevresinde değil, tamamen boş görünen bir başka kesimde
büyük bir çekim gücü olduğunu belirledi.
Arizona Üniversitesi'nden Doug Clowe'a göre, bu "karanlık
maddenin hem varolduğunu, hem de evrendeki maddelerin çoğunluğunu
oluşturduğunu" kanıtladı.
Bazı uzmanlar bunun büyük patlama teorisinin ortaya atılmasından bu yana en heyecan verici buluş olduğunu söylüyor.
Gezegen mi değil mi? Plüton için kader günü...
İngiltere'nin
prestijli gazetesi The Guardian bugün Prag'da yapılacak bir bilim
zirvesinde Galileo'dan 400 yıl sonra, gezegen kelimesinin tanımı
üzerinde karar verileceğini yazdı
14 Ağustos 2006 Pazartesi
Habere göre, tartışmanın sebebi dünyadan en uzak ve Güneş Sistemi'nin
dokuzuncu gezegeni olarak görülen Plüton’un keşfedilmesinden 76 yıl
sonra, geçen yıl bulunan bir gök cismi.
Plüton’dan daha büyük olan ve Xena adı verilen cismin, 10'uncu gezegen olduğu iddia edilmişti.
İşte uzmanlar, bugün bu sorunun yanıtını arayacak.
Alınacak kararsa Güneş Sistemi'ndeki gezegen sayısını 23'e hatta 39'a dek çıkarabilir.
BBC

Başımız sağolsun, Plüton'u kaybettik
1930'da
keşfedildi, 76 yıl boyunca en küçük gezegen olarak anıldı ve 2 bin 500
uzmanın ortak kararıyla unvanını iade etti. O artık bir cüce gezegen...
25 Ağustos 2006 Cuma
Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da yapılan gökbilimciler kongresinde,
Pluton'un gezegen statüsünden çıkarılmasına karar verildi.
Oysa Uluslararası Astronomi Birliği geçen hafta yeni bir gezegen
tanımı daha yaparak, Güneş Sistemi'ndeki gezegen sayısının dokuzdan
12'ye çıkarılmasını önermişti. Birliğin genel kurulu bu tanımı
reddetmeseydi, Pluton da gezegen statüsünü koruyabilecekti. Birçok
gökbilimci yeni tanıma karşı çıkmış ve Pluton'un 'cüce gezegen' olarak
nitelenmesini istemişti. Yeni gezegen tanımı yapıldı
Uluslararası Astronomi Birliği'nin toplantısına katılan bilim
insanları, bir hafta süren tartışmaların ardından, gezegen tanımının ne
olduğu üzerinde bir anlaşmaya vardı. Yeni tanıma göre, kendine ait net
bir yörüngesi olmayan Pluton, artık gezegen olarak da kabul
edilemeyecek. Pluton'un yörüngesi, Neptün'le belirgin biçimde kesişiyor.
Pluton, 1930 yılında keşfedilene kadar Güneş Sistemi'nde sekiz gezegen
vardı. Bunlar Güneş'e mesafe sırasıyla Merkür, Venüs, Dünya, Mars,
Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün'dü. Son dönemdeyse bazı uzmanlar
diğer sekiz gezegenden çok daha küçük ve uzak duran, bir buz ve kaya
kütlesinden ibaret olan Pluton'un gezegen kabul edilemeyeceğini
savunuyordu. Pluton bundan böyle cüce gezegenler sınıfına ait olacak. Pluton'un gezegenlik niteliğinin tartışılma nedenlerinden
biri, diğer gezegenlerden çok daha küçük olması. Son yıllarda Güneş
Sistemi'nde Quaoar ve Sedna gibi daha büyük gökcisimleri bulunmuş,
hiçbirine gezegen unvanı verilmemişti. Son olarak kendisinden daha
büyük olan Xena'nın bulunmasıyla Pluton'un gezegenlik statüsü
sarsılmıştı. Pluton'la birlikte asteroid Ceres ve Pluton'dan daha
geniş, buzdan bir gökcismi olan Xena takma adlı UB313 de cüce gezegen
olarak adlandırılacak. Pluton'un üç büyük uydusundan biri olan Charon
ise özel tanımlamaya sahip olmayacak. Oylamada Pluton'un unvanının alınmasıyla, okul kitaplarındaki
'Güneş Sistemi'nde dokuz gezegen vardır' bilgisi de değiştirilecek.
Uzay turisti olamayacak
İlk Japon uzay turisti unvanı alması beklenen Daisuke Enomoto, tıbbi testleri geçemediği için uzaya gidemiyor.
23 Ağustos 2006 Çarşamba
Uluslararası Uzay İstasyonu’na (UUİ) 14 Eylülde gitmesi ve böylece ilk
Japon uzay turisti unvanı alması beklenen Daisuke Enomoto, tıbbi
testleri geçemediği için uzaya gidemiyor. Rus Uzay Ajansı Roskosmos’tan yapılan açıklamada, "Daisuke
Enomoto yapılan tıbbi testleri geçemedi ve Eylülde uçamayacak" denildi.
Roskosmos sözcüsü İgor Panarine, Daisuke Enomoto’nun ek
önlemler alındıktan sonra gelecekte uçabileceğini söyledi, ancak bu ek
önlemlerin neler olduğunu açıklamadı ve "Ancak bu zaman alacak bir
süreç" ifadesini kullandı. Panarine, Daisuke Enomoto’nun yerine kimin uzaya gideceğiyle
ilgili olarak da yarın ya da yarından sonra uzay komisyonunun bir karar
vereceğini belirterek, "Uzaya gidecek kişi büyük olasılıkla İran asıllı
bir Amerikalı olan Anoushe Ensari olacak" dedi.
Uzayda makyaj yasak!
İlk kadın uzay turisti, müthiş yolculukta yanında makyaj malzemeleri götürmek istedi ama...
25 Ağustos 2006 Cuma
ULUSLARARASI Uzay İstasyonu'na (UUİ) gidecek ilk kadın turist olan İran
asıllı Amerikan vatandaşı Anoushe Anasari'nin yanında makyaj
malzemeleri götürme talebi kabul edilmedi. Uzay adamlarını yolculuğa
hazırlayan Rus enstitünün yetkilileri, "Umuyorum, uzaya gitme düşünü
gerçekleştirme uğruna böyle bir fedakârlığa katlanacaktır" dedi.
Yeni uzay mekiğinin adını konuldu: Orion
NASA’nın
mevcut uzay mekikleri Discovery ve Atlantis’in yerini alacak yeni
teknoloji uzay mekiğiyle ilgili detaylar yavaş yavaş belli oluyor. Nasa
yeni uzay mekiğinin ismini Orion olarak belirledi
28 Ağustos 2006 Pazartesi
Washington DHA
Orion’un
astronotları ilk olarak Ay’a ordan da mümkün olursa Mars’a gitmeyi
planlıyor. İlk uçuşunu Uluslararası Uzay İstasyonu’na 2014’ten önce,
Ay’a ise 2020’den önce yapacak olan uzay mekiğinin adı, uzayda çıplak
gözle görülebilen, en parlak ve en popüler yıldız kümelerinden
Orion’dan geliyor.
Uzay mekiğinin yapımı için
görevlendirilecek firma 31 Ağustos tarihinde NASA tarafından
açıklanacak. Bu firmanın büyük ihtimalle Lockheed Martin veya Northrop
Grumman / Boeing firmalarından birinin olacağı tahmin ediliyor. Orion 5
metre çapında ve 25 ton ağırlığında olacak şekilde tasarlandı. Bu
özellikleriyle Apollo kapsülünün 2.5 katı hacme sahip olacak olan Orion
kargonun yanında 6 kişiyi de taşıyabilecek.
Bilgisayar
donanım, elektronik, yaşam destek ünitesi, ısıtma ve diğer alanlarda en
son teknolojiyi kullanacak olan Orion ile astronotlar aya çıktıklarında
uzun süreler kalabilecekler. NASA aracın atmosfere girerken sorun
yaşamaması için koni biçiminde tasarlanan Orion mevcut mekiklerden çok
daha yüksek bir hızla atmosfere çıkabilecek.
Atlantis uzay mekiği 27 Ağustos'ta fırlatılmaya hazır
Amerikan uzay mekiği Atlantis'in 27 Ağustos tarihinde fırlatılmaya hazır olduğu bildirildi
17 Ağustos 2006 Perşembe
NASA'dan yapılan açıklamada, Columbia uzay mekiğinin 3,5 yıl önce
atmosfere girerken parçalanmasına ve 7 kişilik mürettebatın
kaybedilmesine yol açan faciadan bu yana Uluslararası Uzay İstasyonu
(UUİ)'nun inşasına devam edilmesine yönelik ilk görev çerçevesinde
Atlantis'in 27 Ağustosta fırlatılmaya hazır olduğunu belirtti.
NASA
Uzay Seferleri Bölümü Eşbaşkanı Bill Gerstenmaier, ''fırlatma işlemi
için 27 Ağustos tarihini teyit ettik. Bu tarih için hazırız'' dedi.
Atlantis
mürettebatının UUİ'ye 17,5 tonluk bir yapıyı kuracağı, bu yapıya daha
sonra Avrupa ve Japonya'nın laboratuvarlarının yerleştirileceği
belirtildi.
Astronotlar ayrıca, pilleri ve elektronik
donanımıyla birlikte bir çift dev güneş antenini de yerleştirecekler.
Toplam 11 günlük görev süresi içerisinde astronotların 3 kez uzay
yürüyüşü yapması öngörülüyor.
Nasa, UUİ'nin inşasını tamamlamak
için 2010'a kadar 16 uçuş planlıyor, bu çerçevede bir sonraki uçuşun
aralık ayında Discovery uzay mekiği ile yapılması öngörülüyor.
Aya ayak basanlar sırra kadem bastı!
Amerikan
Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), insanın aya ilk ayak bastığı 1969’da
çekilmiş orijinal görüntüleri kaybettiğini açıkladı
16 Ağustos 2006 Çarşamba
NASA sözcüsü Grey Hautaloma, “Apollo 11 astronotları Neil Armstrong ile
Buzz Aldrin Ay’da yürürken çekilen o ünlü görüntüleri bir yıldır
arıyoruz, ancak bulamadık” dedi.
Apollo’nun
Ay seyahatiyle ilgili 700 kutu görüntü bandının kayıp olduğunu söyleyen
Hautaloma, kayıtlar arasında astronotların sağlık durumları ve uzay
aracının durumu hakkındaki bilgilerin de yer aldığını ve onların da
kaybolduğunu söyledi.
Şu an NASA’nın elinde, televizyon yayınlarının kopyalarının bulunduğu düşük görüntü kaliteli bantlar var. Kayıp bantlar NASA’ya Milli Arşiv tarafından teslim edilmişti.
Meteor yağmuru izleyenleri hayran bıraktı...
Ankara Üniversitesi Rasathanesi'nde bir araya gelen gökyüzü meraklıları, ''Perseid Meteor yağmurunu'' teleskopla izledi
11 Ağustos 2006 Cuma
Gökyüzü tanıtımı ve gözlemevleriyle ilgili sunumların yapıldığı
Ahlatlıbel'deki rasathanede, teleskoplarla Ay, Jüpiter, Andromeda
galaksisi, yıldız kümeleri ve akanyıldız gözlemi yapıldı.
Konuyla
ilgili AA muhabirine açıklama yapan Rasathane Müdürü Doç. Dr.
Berahitdin Albayrak, 11-12 Ağustosta yaşanan meteor yağmurunun
periyodik gökyüzü olaylarından biri olduğunu söyledi.
Albayrak,
meteor yağmurlarının 23 Temmuz ile 23 Ağustos tarihleri arasında
gerçekleştiğini belirterek, ancak bu yağmurun en yoğun zamanının 12
Ağustos olduğunu kaydetti.
Halk arasında ''yıldız kayması'' olarak bilinen meteor yağmurunun yanlış anlaşıldığını ifade eden Albayrak, şunları söyledi:
''Dünyamız
güneşin etrafında yörünge hareketi yapıyor. Bu dolanımı sırasında yolu
üzerinde toz, taş ve kaya parçalarının olduğu kalıntılar var. Dünya,
yörüngesi üzerinde böyle bir yere yaklaştığında, çekim etkisi nedeniyle
bu maddeleri kendi üzerine yönlendiriyor. Bu cisimler çok hızlı bir
şekilde atmosfere giriyorlar ve sürtünme nedeniyle hareketli ateş
topları oluşuyor. Yoksa, gerçekten bir yıldızın kaymasıyla ilişkili
değil.''
Albayrak, meteor yağmurlarının kökenlerinin kuyruklu
yıldızlar olduğunu kaydederek, ''Kuyruklu yıldızlar yörüngelerinde
ilerlerken, basınç nedeniyle bir çok madde kaybedeler. Bu kaybettikleri
parçalar da yörüngeleri üzerinde kalmaktadır. Yerin yörüngesiyle,
kuyruklu yıldızın yörüngesinin kesiştiği tarihlerde de meteor yağmuru
oluyor'' dedi.
Bugün izlenen meteor yağmurunun, Swift-Tuttle
kuyruklu yıldızına ait parçalardan oluştuğunu belirten Albayrak, küçük
gezegenlerin kalıntılarının da meteor yağmuru oluşturabileceğini ifade
etti.
Albayrak, her ayın ikinci haftasına gelen Cumartesi
günlerinin halk günü olduğunu kaydederek, özellikle ilköğretim
öğrencilerini, astronomi hakkında bilgilendirmek istediklerini söyledi.
Evren sanılandan daha büyük ve yaşlı
Kozmik
uzaklıkları hesaplamayı daha kolay hale getirmeyi amaçlayan bir
araştırmada şaşırtıcı sonuçlara ulaşıldı. Evren bugüne kadar
düşünülenden daha büyük ve çok daha yaşlı
10 Ağustos 2006 Perşembe
Washington'daki Carnegie Enstitüsü'nde Alceste Bonanos tarafından
yürütülen araştırmada, M33 olarak da bilinen Triangulum galaksisinin,
Samanyolu'ndan sanılandan yüzde 15 daha uzak olduğu ortaya çıktı.
'Astrophysical
Journal' dergisinde yayımlanacak bulgular, evrenin genişleme oranını ve
yaşını belirten Hubble sabitinin eski çalışmalarda hesaplanana göre
yüzde 15 daha küçük olması gerektiğini ortaya koydu.
Farklı bir Hubble sabiti Şu
anda gökbilimciler Hubble sabitinin 71 kilometre / saniye /
megaparsaniye olduğu konusunda hemfikir (megaparsaniye: 3.2 milyon ışık
yılı). Eğer bu değer yüzde 15 küçülürse, evren daha büyük ve daha yaşlı
olması gerekiyor.
Bilim adamları, evrenin 13.7 milyar yaşında
(2003'te ortaya çıkan ve Büyük Patlama'yla ortaya çıkan radyasyon
ölçümlerine dayanarak) ve 156 milyar ışık yılı genişlikte olduğunu
düşünüyor.
Yeni teori ise sonsuz olarak da tanımlanan evrenin
15.8 milyar yaşında ve 180 milyar ışık yılı genişlikte olması
gerektiğini savunuyor.
Dünya'nın her yerinden görüntü Araştırmacılar
bu sonuçlara, galaksilerarası mesafeleri hesaplamak için buldukları
yeni bir yöntemle ulaştılar. Bilim adamları yeni yöntemin daha kesin
olduğunu ve standart tekniklere göre daha az basamak içerdiğini
söylüyor.
Ekip üyelerinden, Ohio Eyalet Üniversitesi'nden
Krzysztof Stanek, bağımsız bir mesafe ölçümü istiyorduk. Bir gün
karanlık enerji ve diğe şeylerin ölçülmesinde de kullanılabilecek tek
bir ölçüm diyor.
Ekibin 10 yıllık bir süre zarfında geliştirdiği
yeni yöntem, dünyanın dört bir yanındaki teleskoplardan bir araya
getirilmiş optik ve kızılötesi görüntülerin birleştirilmesi esasına
dayanıyor.
Hesaplama aşaması Araştırmacılar
M33'deki, her beş günde bir birbiri tarafından tutulan ikili bir yıldız
sistemine baktılar. Tek yıldızların aksine, çift yıldızların kütleleri,
tamamen hareketlerine dayanarak da hesaplanabiliyor.
Bu
yıldızların kütleleri bilgisine sahip olan ekip, daha sonra gerçek
parlaklıklarını veya çok yakın olsalardı ne kadar parlak olacaklarını
hesapladı.
Gerçek ve gözlenen parlaklıklar arasındaki fark,
yıldızların Dünya'ya uzaklığını verecekti. Sonuçlara göre yıldızlar 3
milyon ışık yılı uzaktaydı. Bu da, Hubble sabiti kullanılarak
hesaplanan uzaklıktan yarım milyon ışık yılı fazlaydı.
İmkansız değil ama zor Case
Western Reserve Fizik Bölümü Başkanı ve astronomi profesörü Lawrence
Krauss, Hubble sabitinin önemli oranda düşürülmesinin kabul edilmesi
zor bir durum olduğunu söylüyor:
Şu anki Hubble sabitiyle her
şey yerli yerinde. Küresel kümelerin yaşlarıyla, onların ve evrenin
belirlenen yaşlarıyla, tam olarak uyuşuyor. İmkansız olmasa da, bunu
yüzde 15 oranında değiştirmek çok güç.
Stanek, yeni planlarının
M33 veya Andromeda'daki başka ikili yıldız sistemlerinin de
uzaklıklarını bulmak olduğunu belirtiyor: Hubble sabitinin bağımsız
ölçümlerine sahip olmak çok önemli. Gelecekte yapacağımız bu.
|
|
Yorum yaz!
|
|
Herkes, Biri, Herhangibiri ve Hiçkimse adındaki dört kişi hakkında. Yapılması gereken çok önemli bir iş vardı ve Herkes, Birinin bunu yapacağından emindi. Aslında bu işi Herhangibiri de yapabilirdi. Fakat Hiçkimse yapmadı. Bunun üzerine Biri çok kızdı, çünkü bu Herkesin işiydi. Herkes, Herhangibirinin bu işi yapacağını düşünmüştü, fakat Hiçkimse, Herkesin yapmayacağını bilmiyordu. Sonuçta Herhangibirinin yapacağı bir işi Hiçkimse yapmadığı için Herkes, Birini suçladı.
Ayrışık..
Son Yorumlar
sex erkeği sex erkeği katılmıorm pi sayısı bir gurup kurmak ve ilk ler olmak yasamin icinde günesin ortasinda olmak icin ileriye cikin! el falı selamlar Kaykay bilemiyorum
Sayfayı yazdır!!
Karışık! 10 Konu!
1 - Murphy's Kanunları
2 - Üstümüz başımız punk
3 - FB neden? Büyük GS'den!
4 - Hollywood'dan sözler!
5 - Bir öğrenci evinin anatomisi..
6 - Tarihin En İlginç İntiharı!
7 - "Kızlık zarı intikamı" Oha artık!
8 - Dünyanın 7 harikası..
9 - Dünyanın uzaydaki gözü: Hubble!
10 - Bir Cem Yılmaz Klasiği!
Müzik İle ilgili..
1 - Punk Hakkında
2 - Bob Marley! Hakkında
3 - Nelly Furtado Hakkında
4 - NU-Metal Hakkında
5 - Fort Minor Hakkında
6 - Artic Monkeys Hakkında
Uzay ile İlgili..
1 - Uzay Fotoğrafları
2 - Uzaya Asansör yapıl..
3 - Uzayın Sonu mu?
4 - Manyetik Fırtınalar
5 - Buff Uzayda!!
6 - Uzayda Son Durum
Bilim Kurgu Haberleri..
1 - Bilim Kurgu Haberleri..
2 - Bilim Kurgu Dünyası..
3 - Doğa ve Hayvanlar Alemi..
4 - Dünyadan Toplama -1-
5 - Dünyadan Toplama -2-
6 - 13. Cuma Laneti!
|