<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Herhangibirinin yeri..</title>
        <description>Herkes, Biri, Herhangibiri ve Hiçkimse adındaki dört kişi hakkında. Yapılması gereken çok önemli bir iş vardı ve Herkes, Birinin bunu yapacağından emindi. Aslında bu işi Herhangibiri de yapabilirdi. Fakat Hiçkimse yapmadı. Bunun üzerine Biri çok kızdı, çünkü bu Herkesin işiydi. Herkes, Herhangibirinin bu işi yapacağını düşünmüştü, fakat Hiçkimse, Herkesin yapmayacağını bilmiyordu. Sonuçta Herhangibirinin yapacağı bir işi Hiçkimse yapmadığı için Herkes, Birini suçladı.</description>
        <link>http://herhangibiri.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 04:37:36 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Graffiti ve Breakdance - Graffiti SANATI!!</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/graffiti-ve-breakdance-graffiti-sanati_1065129.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/graffiti-ve-breakdance-graffiti-sanati_1065129.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;Graffiti ve Breakdance&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2003/ocak/muzik/graffiti_ve_breakdance_01.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;78&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;15&quot; width=&quot;150&quot;&gt;Graffiti ve Breakdance&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Evet, hip hop
bilgilerimizi tazelemeye kaldığımız yerden devam ediyoruz. Geçen
yazımızda hip hop kültürünün DJ'ing ve rap ayaklarından bahsetmiştik.
Şimdi de graffiti ve breakdance ekollerine geçiş yapalım.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Graffiti'nin
başlangıcına dönmek için taa eskilere, çok eskilere gitmek gerek. Eski
Mısır'da yolculuğa çıkanlar geçtikleri yerlerin duvarlarına adlarını ya
da resimlerini çizerek iz bırakırlarmış. O zamanlar adı bu olmasa da
işte size ilk graffiti. İnsanoğlu Mısırlılar'dan bu yana geçtiği
yerlere imzasını bırakmaya devam etmiş. Duvara yazı yazma, insanın
şehire, dışarıya kendinden bir iz bırakma isteğinin bir uzantısı
elbette. Ve insanların yaşam mekanını sadece güzel eviyle sınırlamayıp,
sokakları da yaşam mekanı olarak gördükleri ülkelerde graffiti sanatı
çok daha yaygın. Bizde ise ara sokaklarda rastlanınca şaşırtan tek tük
graffitinin dışında pek fazla bir şey olmamasının deşmek
istemeyeceğimiz nedenleri vardır. Sık sık rastladığımız, genelde kırık
bir Türkçe'yle yazılmış &quot;buraya çöp döken eşektir!&quot; türü uyarı
yazılarını da graffitiden saymıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gelelim şimdi
bildiğimiz haliyle graffitinin çıkış y.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/graffiti-ve-breakdance-graffiti-sanati_1065129.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 16 Sep 2006 00:13:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sahibinden temiz animasyon.. ANI-FILM!</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/sahibinden-temiz-animasyon-ani-film_1065087.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/sahibinden-temiz-animasyon-ani-film_1065087.html</guid> 
            <description>
  &lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sahibinden temiz animasyon&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Sahibinden temiz animasyon&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2006/eylul/sinema/sahibinden_temiz_animasyon_01.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;225&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;2&quot; width=&quot;175&quot;&gt;Animasyon demek, en olmayacak şirinlikleri gözümüze sokmak demek değil mi? Bir köpek balığı, bir böcek ya da bir ekmek kızartma makinesi, animatörlerin elinden geçince gözümüze birden anaokulu anılarımız kadar sevimli gelebiliyor. &lt;a href=&quot;http://www.disney.go.com/disneypictures/cars/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Cars&lt;/a&gt;, bir arabayı sevecek, onun için üzülecek hale getirmenin, ızgarasını gülümsemeye, ön camını ise göze çevirmek kadar kolay olduğunu göstermesi bakımından bile görülmeye değer.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;John Lasseter&amp;#8217;ın tek özelliği, &amp;#8220;Toy Story 2&amp;#8221;yi çekerek kariyerine başlayıp sonunda Pixar&amp;#8217;ın yaratıcı beyin takımının en önemli adamı olması değil, kendisi ayrıca bir araba hayranı. Kendisinin bir pop kültür hayranı ve gayet yetenekli bir yazar &amp;#8211; yönetmen olduğunu düşünürseniz, iyi bir animasyon çekecek olmaya niyetlenseniz sizin de adamınız o olurdu eminiz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;C.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/sahibinden-temiz-animasyon-ani-film_1065087.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 16 Sep 2006 00:05:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Okula hazırlık turları - Yaz bitti! Öğrencilik..</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/okula-hazirlik-turlari-yaz-bitti-ogrencilik_1065080.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/okula-hazirlik-turlari-yaz-bitti-ogrencilik_1065080.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Okula hazırlık turları&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Okula hazırlık turları&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2005/eylul/yasam/okul_05.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;225&quot; hspace=&quot;10&quot; width=&quot;175&quot;&gt;Yaz
bitti diye sonsuz bir keder içinde misin? Tamam, eğlence dozajında
azalma olacağı kesin ama eğer kendini bu duruma fazla kaptırırsan
sahici bir depresyonun kapılarını aralayabilirsin. O halde gel, tatil
bitti diye üzülmek yerine okul döneminde hayatına anlam katabilmek için
neler yapabileceğine odaklan. Bunun için de öncelikle yazımızı oku.
İçinden üç tane işine yarar şey çıksa kârdır değil mi?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Pırıl pırıl güneşli tatil günlerinden
sonra sonbahar yaprakları ve ders kitabı yaprakları arasında gezinmenin
biraz motivasyon düşürücü olduğunu kabul ediyoruz. Ama hayatın her
zaman günlük güneşlik olmadığını söyleyen birilerine rastlamışsınızdır
sanırız.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Motivasyon kelimesini cümle içinde
kullanabiliyoruz ama anlamını biliyor muyuz tam olarak, orası meçhul.
Motivasyon, organizmayı (mesela seni) belli bir davranışa (mesela okula
gitmeye) iten, bu davranışın ne kadar güçlü ve etkili olacağını (sabah
yataktan kolay kalkıp kalkamaman gibi) belirleyen, sonrasında
davranışın devamını sağlayan çeşitli iç-dış sebepler ve bunların nasıl
bir mekanizmayla işlediği ile ilgili bir kavram. Motivasyon
sağlayıcılar (mesela okulda hoşunuza giden birinin olması), yani
motivler (yani hoşunuza giden kişi), hedefe yönelik bir davranış için
gerekli süreci başlatır, ilerlemesini sağlar ve devamını getirirler
(yani okula gitmek iç.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/okula-hazirlik-turlari-yaz-bitti-ogrencilik_1065080.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 16 Sep 2006 00:04:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kafiye alarmı Jay-Z Geliyor!! - Hip Hop</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/kafiye-alarmi-jay-z-geliyor-hip-hop_1060104.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/kafiye-alarmi-jay-z-geliyor-hip-hop_1060104.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;Kafiye alarmı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Kafiye alarmı&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2006/eylul/muzik/kafiye_alarmi_2.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;225&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;12&quot; width=&quot;175&quot;&gt;Popçularla metalcilere gösterilen şefkat, hip hop&amp;#8217;cılara gösterilmiyor. Siz de farkındasınızdır, şöyle dünya çapında meşhur kimi izledik 50&amp;#8217;den beri? Bu şikâyetlerimize katılanlardansanız, ilacınızı 17 Eylül&amp;#8217;de alıyorsunuz, &lt;a href=&quot;http://www.jayzonline.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Jay-Z&lt;/a&gt; geliyor. Üstelik 18 yaş sınırı olmayan bir konserle!&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Jay-Z&amp;#8217;nin canlı performansının çok başarılı olmadığı, özellikle yaşından dolayı önceki yıllardaki kadar güçlü söyleyemediği, bu sene dedikodu şeklinde konuşuluyor. Ama umurumuzda mı derseniz hiç mi hiç değil gerçekten de. Koskoca Jay-Z geliyor, bir de üzerine ukalalık yapacak halimiz yok.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Brooklyn&amp;#8217;de doğan Jay-Z&amp;#8217;nin öyküsü, tipik fakirlikten zenginliğe giden başarı hikâyesi.On iki yaşında babası tarafından terk edilen, liseden terk, uyuşturucu sattı diye başı belaya giren siyahi bir gencin gün gelip de son on yılın en başarılı rapper&amp;#8217;larından biri olması, bununla da yetinmeyip son yılların en başarılı hip hop plak firmalarından biri olan &lt;a href=&quot;http://www.defjam.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;</description>
            <pubDate>Thu, 14 Sep 2006 21:27:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Hangi dersi neden sevelim? Süper -2-</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/hangi-dersi-neden-sevelim-super-2_1051576.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/hangi-dersi-neden-sevelim-super-2_1051576.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hangi dersi neden sevelim?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Hangi dersi neden sevelim?&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2006/eylul/yasam/yasam_hangi_dersi_neden_sevelim_02.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;225&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;10&quot; width=&quot;175&quot;&gt;Okula
dönüş zamanı geldi malum. Gelsin okul koridorlarında arkadaşlarla ders
arası muhabbetler, gitsin kantin turları. Tabii okul hayatı sadece
bunlardan ibaret olsaydı hayat daha kolay (ama bir yandan da boş)
olurdu; arada bir de derslere girmek gerekiyor.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sizi bilmiyoruz ama olduğundan eminiz,
bizim favori derslerimiz vardı. Bazı derslere girerken diğerlerinden
daha bir canlı, daha bir kendimizden emin olurduk. Konuya daha bir
yakın hissetmek, anlatılanları kolayca anlamak, sınavda çıkacak
sorulara korkmadan bakmak içimizi rahatlatırdı. Bazı derslere girerken
ise öğretmen kaldırıp, durup dururken bir soru soracak diye
huzursuzlanmak, anlatılanları ilk seferde anlamak mümkün olmayacak diye
endişelenmek, anlamadığımızı açık etmeyi göze alıp sorular sormak ile
daha sonra işi kıvıran arkadaşlardan ufak bir ders daha almaya çalışmak
arasında bocalamak, dersten neredeyse soğumamıza neden olurdu. Oysa
şimdi, aradan zaman geçince duruma biraz daha dışarıdan, farklı bir
gözle bakabiliyoruz. Hele ki İnternet&amp;#8217;in de varlığıyla işler ayrı bir
güzelleşti. Haydi duruma ders ders bakalım:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;</description>
            <pubDate>Tue, 12 Sep 2006 23:37:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ders yılına sıkı başla! - Süper!</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/ders-yilina-siki-basla-super_1051554.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/ders-yilina-siki-basla-super_1051554.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Ders yılına sıkı başla!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Ders yılına sıkı başla!&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/yasam/ders_yili1.gif&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;94&quot; hspace=&quot;10&quot; width=&quot;150&quot;&gt;İşte
yine yaz bitti ve dersmiş, teneffüsmüş, sınavmış, sözlüymüş başlıyor;
yani kısaca okulların açılma zamanı geldi. Okulu sevmek hayli zor bir
iş, hele de tembel ama keyifli uzun yaz günlerinden sonra. Üstelik
biraz hızlı bitmedi mi? Daha yeni yeni alışmıştık tişörtlere,
sandaletlere, miskin uykulara, geç saatlere kadar oturmalara,
gezmekten, bilgisayara takılmaktan, televizyon izlemekten başka hiçbir
işimizin olmamasına.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Okulun ilk ayları hep zor geçer. Buna bir
de kışın karanlık ve kasvetli günleri eklenince sorunlar resmen
sıkıntıya dönüşür. Öyleyse öncelikle şöyle bir rahat nefes bir&amp;nbsp;almalı,
sonra da okul için neler yapabileceğimize bakmalıyız.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;Ders yılına sıkı başla!&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/yasam/ders_yili2.gif&quot; align=&quot;left&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;116&quot; hspace=&quot;10&quot; width=&quot;150&quot;&gt;Her
şeyden önce okulu bir zorunluluk olarak gördüğümüz sürece derslerin bir
tür Çin işkencesinden farklı olmayacağını bilmek lazım. Ama eğer
öğrenmenin aslında çok da sıkıcı olmadığını ve zaten çok da uzun
sürmeyeceğini, bir taraftan derslerden keyif de alabileceğimizi
düşünürsek, kış günlerinin kasveti de dağılıp gidecektir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&quot;Ne zaman, ne yapacağı belli olmayan
insanların günleri kısadır&quot; diye bir söz etmiş birileri zamanında.
Tabii &quot;Her an ne yapacağı belli olan insanların da günleri biraz sıkıcı
değil midir?&quot; diye sorabiliriz karşılık ol.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/ders-yilina-siki-basla-super_1051554.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 12 Sep 2006 23:34:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Lhasa: Sınırların ötesinde, evrensel, büyülü</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/lhasa-sinirlarin-otesinde-evrensel-buyulu_1047508.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/lhasa-sinirlarin-otesinde-evrensel-buyulu_1047508.html</guid> 
            <description>
  &lt;p&gt;Lhasa: Sınırların ötesinde, evrensel, büyülü&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Lhasa: Sınırların ötesinde, evrensel, büyülü&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2006/eylul/muzik/lhasa_s%C4%B1n%C4%B1rlar%C4%B1n_otesinde_evrense_buyulu_02.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;225&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;16&quot; width=&quot;175&quot;&gt;Her zaman ünlü pop ya da rock starlardan bahsedecek değiliz. Kimi zaman da ismini herkesin duymamış olabileceği müzisyenleri tanıtmalıyız ki işin zevki artsın değil mi? Çoğunuzun tanımadığını sandığımız ama tanırsa çok iyi olacağını düşündüğümüz nefis bir müzik insanından bahsedeceğiz:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://www.lhasadesela.ca/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Lhasa de Sela&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; ya da daha bilinen adıyla, kısaca: Lhasa.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Meksikalı ve Yahudi  Amerikalı atalarından miras kanı damarlarında dolaşan Lhasa, New York doğumlu. Bu büyük şehrin Big Indian bölgesinde doğan Lhasa, geleneksel yapıdan hayli uzak olan ailesinin aynı yerde fazla kalmama ve hayat seni nereye götürürse oraya git prensibi dolayısıyla buradan kısa süre içinde ayrılmış. Okul otobüsünden bozma araçlarıyla ABD ve Meksika sınırları içinde yer alan çeşitli yerleri gezip durmuşlar. Aslen yazar ve öğretmen olan babası, inşaat işçiliğinden meyve toplayıcılığına kadar her türlü işi yapıyormuş. Annesi ise fotoğrafçıymış. Ebeveynleri ve kardeşleri ile bi.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/lhasa-sinirlarin-otesinde-evrensel-buyulu_1047508.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 12 Sep 2006 01:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sanal müze bileti..</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/sanal-muze-bileti_1037264.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/sanal-muze-bileti_1037264.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Sanal müze bileti..&lt;br&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Sanal müze bileti - 1&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2005/agustos/kultur_sanat/muze_03.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;225&quot; hspace=&quot;10&quot; width=&quot;175&quot;&gt;Dünyanın
her yerinde müzeler ve sanat galerileri var. Bunların bazıları çok
önemli sanatçıların eserlerini barındırmaları sebebiyle ayrı bir ilgiyi
hak ediyorlar. Kaç tanesini gezme şansımız olur hayatta, orası meçhul. Maden öyle en iyisi dünyadaki çok özel müzeleri kısaca tanıtalım ve
sanal ortamda da olsa içlerindeki güzelliklere ulaşabileceğiniz
adresleri verelim. Hiç yoktan iyidir, değil mi?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Louvre &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dünyanın en büyük ve muhtemelen de en
bilinen sanat müzesi olan Louvre, malûmunuz olduğu üzere Fransa&amp;#8217;nın
başkenti Paris&amp;#8217;te yer alır. Gezme şansına erişmiş olan en azimli insan
evlâdının bile müzedeki her eseri görmüş olması olanaksıza yakındır.
Zira müzenin her yerini lâyığıyla gezmeye kalksanız bir ay gibi bir
sürenin geçeceği söyleniyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlk hevesle elinizde kitapçık, her
gördüğünüz sanat eserinin hakkını vermeye çalışmanız çok normal olsa da
gerçekçi bir yaklaşım değil. Zaten zaman geçtikçe daha çok şey görmek
umuduyla koşarak dolaşmaya başlamanız çok beklenen bir davranış.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Müze o kadar büyük ki kapıdan girerken
aldığınız biletin geçerliliği 1 tam gün. Arada eğer bayılacak gibi
olursanız dışarı çıkıp, yemek yiyip geri dönebilirsiniz. Bu kadarını
onlar düşünmüş düşünmesine ama sizin değerli vaktinizi harcamaya içiniz
elverir mi orası bilinmez.&lt;/p&gt;
.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/sanal-muze-bileti_1037264.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 09 Sep 2006 14:46:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bilardonun kalabalık versiyonu: Snooker</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/bilardonun-kalabalik-versiyonu-snooker_1037246.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/bilardonun-kalabalik-versiyonu-snooker_1037246.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Bilardonun kalabalık versiyonu: Snooker&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;Bilardonun kalabalık versiyonu: Snooker&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/spor/snooker_01.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;79&quot; hspace=&quot;10&quot; width=&quot;118&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hemen herkes hayatı boyunca en az bir
kere, bir bilardo masasının başında bulunmuş ve o ilk bulunuş sırasında
çuhanın yırtılmasına neden olmadıysa bu sporu ara sıra yapmanın
mantıklı olabileceğini düşünmüştür. Üç top oyunu biraz daha zor
olduğundan, bilardo aşkı genel olarak &quot;Amerikan&quot; adıyla anılan türe
yönlendirilmiştir. Söz konusu oyunun, bize oldukça tanıdık gelen ama
masanın biraz kalabalık olduğunu düşündüren bir başka versiyonu da
İngiltere kökenli olan ve &quot;snooker&quot; adıyla anılan çeşididir. Aslında
bilardo salonlarında görmeye alıştığımız bütün aletler oradadır; fakat
sanki biraz fazlası da vardır. Hatta dikkatli sayarsak masada on beş
tane kırmızı, birer adet siyah, pembe, yeşil, mavi, kahverengi ve sarı
top olduğu görülür. İşte bu bizi huşu içinde titreten, herhangi bir
mana veremediğimiz bir gizemdir. Snooker&amp;nbsp;masadaki top sayısının
fazlalığıyla, bilardonun iş çıkış trafiği hali sayılabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kim bulmuş ki bunu?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;Bir
çok ilginç oyun gibi snooker da sıkıntıdan ve yapacak hiçbir şey
olmamasından doğmuş. Hindistan'ı söm.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/bilardonun-kalabalik-versiyonu-snooker_1037246.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 09 Sep 2006 14:42:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sinemanın Klasik İsimleri &amp;#8211; Morgan Freeman</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/sinemanin-klasik-isimleri-morgan-freeman_1034086.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/sinemanin-klasik-isimleri-morgan-freeman_1034086.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;Sinemanın Klasik İsimleri &amp;#8211; Morgan Freeman&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Sinemanın Klasik İsimleri &amp;#8211; Morgan Freeman&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2006/eylul/sinema/morgan_freeman_02.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;225&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;2&quot; width=&quot;175&quot;&gt;Morgan Freeman, aktörler arasında en sevdiklerimizden biri. Hem bu kadar yetenekli hem böyle mütevazı hem de tatlılıkla gülümseyen ama aynı zamanda &amp;#8220;cool&amp;#8221; duruşundan taviz vermeyen biri nasıl olunuyor, ondan öğrenebiliriz. Sinemanın klasik isimleri arasında ona yer vermeyip de ne yapacaktık ki? Huzurlarınızda saygıdeğer Morgan Freeman.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Morgan Freeman, 1 Haziran 1937&amp;#8217;de Memphis, Tennessee&amp;#8217;de doğmuş. Berber bir baba ve temizlikçi bir annenin dört çocuğundan en küçüğüymüş. Çocukluğu boyunca sürekli taşınmak zorunda kaldıkları için Mississippi, Indiana, Illionis gibi değişik yerlerde yaşamış. Sekiz yaşındayken okulda sahnelenen bir oyunda ilk rolünü almış. On iki yaşında, eyalet çağında bir drama yarışmasını kazanmış ve böylece bir radyo şovunda görev alma şansını yakalamış. 1955&amp;#8217;te Jackson Devlet Üniversitesi&amp;#8217;nde drama bölümüne girme şansı varken şartlar nedeniyle reddetmek ve Amerikan Hava Kuvvetleri&amp;#8217;nde tamirci olarak çalışmak zorunda kalmış.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;1960&amp;#8217;ların başında Los Angeles&amp;#8217;a taşınan Freeman, çevirmen olarak iş bulmuş. Sanatla ilgili bir şeyler yapmaya başlaması için birkaç yıl geçmesi gerekmiş. New York&amp;#8217;ta dansla, San Fransisco&amp;#8217;da müzikle uğraşmış. 1965&amp;#8217;te &amp;#8220;The Royal Hunt of the Sun&amp;#8221; isimli gezici oyunda aktörlük yaptığı gibi.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/sinemanin-klasik-isimleri-morgan-freeman_1034086.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 08 Sep 2006 18:03:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Joan Miró: Ressam, heykeltıraş, seramikçi</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/joan-mir-ressam-heykeltiras-seramikci_1034079.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/joan-mir-ressam-heykeltiras-seramikci_1034079.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Joan Miró: Ressam, heykeltıraş, seramikçi&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Joan Miró: Ressam, heykeltıraş, seramikçi&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2006/eylul/kultur_sanat/joan_miro_ressam_heykeltiras_seramikci_01.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;225&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;2&quot; width=&quot;175&quot;&gt;Resimlerinin
tıpkıbasımlarını en sık gördüğümüz sanatçılardan biri olarak aslında
bilinçaltımızın bir yerlerinde Joan Miró&amp;#8217;ya dair fikrimiz vardır.
Modern sanatın en önemli temsilcilerinden biri olarak o bundan
fazlasını hak eder; işte bu sebepten kendisini buraya daha fazla
gecikmeden konuk ettik.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öncelikle ismi sizi yanıltmasın, kendisi
bir erkek. 20 Nisan 1893&amp;#8217;te İspanya, Barselona&amp;#8217;da doğan Joan Miró i
Ferrá, Katalan&amp;#8217;dır. Küçük yaşta sanata tutkusu ortaya çıkmış, babasının
isteği ile klasik eğitimini sürdürürken bir yandan da diğer ünlü
İspanyol ressam Picasso&amp;#8217;nun da gittiği Lonja Güzel Sanatlar
Akademisi&amp;#8217;ne devam etmiştir. Bazı dış sebepler nedeniyle buradan
ayrılmak ve memur olarak çalışmak zorunda kalması onu ruhen çökertmiş
ama sanatçı olma hayalinden vazgeçirememiştir. Bu üzüntülü halinden
etkilenerek oğullarına destek olmaya karar veren ailesinin de
yardımıyla sanat eğitimine devam edebilmiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Barselona gibi sanatsal yönü güçlü bir
şehirde yaşamak, Miró&amp;#8217;ya her zaman ilham vermiştir. İlk dönemlerinde
Van Gogh, Cezanne, Matisse ve haliyle yurttaşı Picasso gibi büyük
ressamlardan etkilenen Miró, çok geçmeden kendi tarzını oturtmaya
başlamıştır. </description>
            <pubDate>Fri, 08 Sep 2006 18:01:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sıra dışı şehir taşıtları..</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/sira-disi-sehir-tasitlari_1028903.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/sira-disi-sehir-tasitlari_1028903.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Sıra dışı şehir taşıtları&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Sıradışı şehir taşıtları&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2006/agustos/teknoloji/tasit_03.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;175&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;2&quot; width=&quot;225&quot;&gt;Hayatımız
otobüs, metro, dolmuş, taksi, tramvay, vapur, metro, otobüs şeklinde
geçiyor. Büyüyünce scooter, daha büyüyünce otomobil istiyoruz ama
şimdilik bunlara tek alternatif bisiklet gibi görünüyor. Büyük
şehirlerden birinde oturuyorsan o da biraz zor gerçi. Seni bir yerden
bir yere şen şakrak götürecek taşıtlar da yok değil aslında.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.ixibike.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;iXi:&lt;/a&gt;&amp;nbsp; şeker bir bisiklet. En önemli özelliği zincir değil, kayış
kullanıyor olması. Bisiklete binerken mutlaka zinciriniz atmıştır,
sonra işiniz yoksa onu yerine takmaya çalışın, önce eliniz yüzünüz,
sonra gidon, gres yağı olsun. Çıkmaz da kolay kolay gres yağı. Bu
yüzden iXi reklamlarında topuklu ayakkabılar, şık döpiyesler fink
atıyor. Bu kayış sayesinde bacaklarınızdaki gücün %98&amp;#8217;i tekerleklere
aktarılıyor, yani bu konuda zincirden daha başarılı. Tamamen alüminyum
gövdesi ortadan ikiye ayrılıp katlanıyor ve kolayca taşınabiliyor. Ön
frenler, motosikletlerde kullanılan disk frenlerden. Ayrıca iXi&amp;#8217;ye
binerken çanta taşımaya gerek yok. Selesinin altında, burnundaki siyah
kısımda, gövdesinde gizli bölmeler var. Diğer lüksler; boyunuza göre
açısı değişen gidon, gidonun iç tarafındaki bardak ile iPod koyma kısmı
ve sepet. Bayıldık! Fiyatı 800 dolar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.cyclesg.com/jp/awd/sport.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Jeep Rubicon SPORT AWD</description>
            <pubDate>Thu, 07 Sep 2006 15:14:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>&quot;Blues Brothers&quot; Türkiye'ye geliyor..</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/blues-brothers-turkiye-ye-geliyor_1024740.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/blues-brothers-turkiye-ye-geliyor_1024740.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Gözlükler hazır mı?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Gözlükler hazır mı?&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2006/eylul/muzik/blues_02.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;225&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;2&quot; width=&quot;175&quot;&gt;Blues
Brothers&amp;#8217;ı izlemiş miydiniz? Komediyi, aksiyonu, müziği aynı anda
yaşatan filmin kahramanları Türkiye&amp;#8217;ye geliyor. Bu yıl çıktıkları dünya
turnesinin İstanbul konseri, 9 Eylül Cumartesi günü İstanbul
Parkorman&amp;#8217;da yapılacak.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;The Blues Brothers
Band, &amp;#8220;Blues Brothers 2000&amp;#8221; felaketine rağmen hâlâ yaşıyor ve gayet iyi
durumda. Tabii orijinal kadrodan John Belushi ve Dan Aykroyd yeni
kadroda yok. Belushi öldükten, Aykroyd ayrıldıktan sonra kalan üyeler,
aralarına yeni isimler alarak yollarına devam ettiler ve hatta 2001&amp;#8217;de
ufak çaplı bir Türkiye turnesine bile çıktılar. 9 Eylül&amp;#8217;de
gerçekleştirilecek konserdeki kadroda dört kurucu üye de olacak.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Grubun kuruluş hikâyesi de aynen blues gibi eğlenceli. The Blues Brothers Band, John Belushi ve Dan Aykroyd&amp;#8217;un &lt;a href=&quot;http://www.blogcu.com/herhangibiri/1024734/&quot;&gt;Saturday Night Live&lt;/a&gt; projeleri için kurulmuştu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir blues düşkünü Dan
Aykroyd, programdan arkadaşı John Belushi&amp;#8217;yi bu müzikle tanıştırdı. Çok
geçmeden barlarda birlikte çıkmaya başladılar, isimlerini de NBC&amp;#8217;nin
müzik direktörü koydu. Ekrana ilk kez, SNL&amp;#8217;de çıktılar. Şarkılarının
adı &amp;#8220;I&amp;#8217;m A King Bee&amp;#8221;ydi ve arı kostümü giymişlerdi. Şov çok beğenildi,
Aykroyd ile Belushi, aralarına SNL grubundan klavyeci Paul Sh.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/blues-brothers-turkiye-ye-geliyor_1024740.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 06 Sep 2006 17:35:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Saturday Night Live mezunları</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/saturday-night-live-mezunlari_1024734.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/saturday-night-live-mezunlari_1024734.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;Saturday Night Live mezunları&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Saturday Night Live mezunları&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2006/nisan/sinema/saturday_night_live_mezunlar%C4%B1_05.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;225&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;2&quot; width=&quot;175&quot;&gt;&amp;#8220;&lt;a href=&quot;http://www.nbc.com/saturday_night_live/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Saturday Night Live&lt;/a&gt;&amp;#8221; bir ara bizde de yayınlanıyordu. Ailenizin şaşkın bakışları arasında siz de göbeğinizi hoplata hoplata gülenlerdenseniz, bizim kafadansınız demektir. Edindiğimiz bölümler sayesinde görüyoruz ki bu aralar yayınlanan bölümler, pili bitmiş cep telefonunun ne zaman kapanacağını düşünmek kadar heyecan veriyor ama uzun zaman önce SNL tam bir efsaneydi ve o efsane zamanlarda yer alan komedyenlerin çoğu bugün oldukça ünlü. Hatta çoğunun SNL mezunu olduğunu bilmiyor dahi olabilirsiniz. Sizin için bir liste hazırladık.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;10 &amp;#8211;&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://www.imdb.com/name/nm0000394/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Chris Farley&lt;/a&gt;: 1990 &amp;#8211; 1995 arasında SNL&amp;#8217;deydi. Chris Farley ne yazık ki hak ettiği gibi şan şöhret sahibi olamadan hayata gözlerini yumdu. Ölümünden sonra başrolünde oynamak için anlaştığı &amp;#8220;Ghostbusters 3&amp;#8221; iptal edildi. Ayrıca Shrek için düşünülen orijinal ses de oydu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;9 &amp;#8211;&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://www.imdb.com/name/nm0001674/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Chris Rock&lt;/a&gt;: 1990 &amp;#8211; 1993 arası SNL&amp;#8217;deydi. İnanılmaz bir aktör filan değil ama bir stand-up gösterisi izleme şansını yakalarsanız nasıl komik olduğunu görürsünüz. Oscar töreni açılış konuşmasına hâlâ güleriz. Üstelik öyle büyük bir törende hiç çekinmeden önüne gelenle dalga ge.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/saturday-night-live-mezunlari_1024734.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 06 Sep 2006 17:34:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mutlu yıllar Pink - PİNK HAYRANLARI!!</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/mutlu-yillar-pink-pink-hayranlari_1018233.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/mutlu-yillar-pink-pink-hayranlari_1018233.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Mutlu yıllar Pink&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Mutlu yıllar Pink&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2006/eylul/muzik/pink_01.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;225&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;2&quot; width=&quot;175&quot;&gt;Daha önce de gelmişti ama &lt;/strong&gt;&lt;a href=&quot;http://www.pinkspage.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Pink&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&amp;#8217;in
bu konseri daha özel. Hem çok daha iyi bir albüm çıkardı hem tarzı daha
bir oturdu hem de 8 Eylül&amp;#8217;deki konserinde sahnede doğum gününü
kutlayacak. Peçete üzerinde küçük birer dilim pasta bize de düşer mi
dersiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son birkaç ay içinde
Pink bombardımanına tutulduk, her yerde &amp;#8220;Stupid Girls&amp;#8221;, &amp;#8220;Who Knew&amp;#8221;,
&amp;#8220;U+Ur Hand&amp;#8221; çalıyor. Kız bu kadar şeker, şarkılar bu kadar eğlenceli,
videolar bu kadar zıpır olunca başka bir alternatif de yok gibi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2004 yazındaki
konserinden biliyoruz, bu kız sahnede kendinden geçiyor. Üstelik o
konserde sahne ufak, alan da biraz dardı. O konser çok kalabalıktı,
sahnede iyi bir şov yoktu, ışık ve hatta ses düzeni bile biraz vasattı.
Yemek sıraları bitmek bilmiyordu, güvenlik yetersizdi ve içeri
girebilmek için yarım saat sıra beklemiştik. Bütün organizasyon
aksaklıklarına rağmen, ön grup olarak çıkan Kurban ve Teoman&amp;#8217;ın da
etkisiyle festival gibi bir akşamdı. Bu sefer koskocaman Parkorman&amp;#8217;da
düzenleniyor konser. Genişliğini, püfür püfürlüğünü,
organizasyonlardaki tecrübesini hesaba katarsak çok daha iyi bir konser
olacağını ön görebiliriz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;</description>
            <pubDate>Tue, 05 Sep 2006 02:45:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Oyun bağımlıları için klinik! - BAĞIMLILAR BURAYA!</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/oyun-bagimlilari-icin-klinik-bagimlilar-buraya_1018231.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/oyun-bagimlilari-icin-klinik-bagimlilar-buraya_1018231.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Oyun bağımlıları için klinik!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Oyun bağımlıları için klinik!&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2006/agustos/oyun/oyun_02.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;225&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;2&quot; width=&quot;175&quot;&gt;Bağımlılık
danışmanları Smith&amp;amp;Jones, modern zamanların bağımlılık olarak
adlandırılabilecek davranış biçimini bulmuşlar: Bilgisayar oyunlarına
hastalık derecesinde tutkun olmak. Tamam, bu bir sır değil, annelerimiz
de üç saat boyunca oyun başından kalkmadığımızda bizi oyun bağımlısı
olmakla itham ediyor ve ancak ıspanaklı börek kokusuyla &amp;#8220;pause&amp;#8221; moduna
geçeceğimizi biliyor. Bu adamların farkı, olayı bir adım ileri götürüp
bir &lt;/strong&gt;&lt;a href=&quot;http://www.smithandjones.nl/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;oyun bağımlılık kliniği&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; açmış olmaları.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bilgisayar oyunu
bağımlılarını gözlemek, alkoliklerden, uyuşturucu kullananlardan,
sigara tiryakilerinden daha farklı bir teknik gerektiriyor. Aslında
daha kolay; oturtun söz konusu kişiyi makinenin başına, suyunu yemeğini
koyun, 20 saat boyunca kalkmayabilir yerinden. Hatta tuvalete gitmemek
için suyu içmeyebilir de. Oysa diğerlerini izlemek zor; her an sizi
atlatabilirler. Ama fiziksel olarak da ipucu taşırlar bedenlerinde.
Oyun bağımlılarının davranış biçimlerini anlamak için gözlem yapmaktan
başka şans yok. İşte Amsterdam&amp;#8217;da kurulan Smith&amp;amp;Jones Kliniği&amp;#8217;nde
yapılan da bu. Bir de insanları bu dertten kurtarmak tabii ki.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Klinik müdürü, merkeze
başvurunun beklediklerinden de yoğun olduğunu söylüyor. &amp;#8220;Sorun
sandığımızdan da büyükmüş&amp;#8221; diyor ve telefonlarının hiç susmadığını
ekliyor.</description>
            <pubDate>Tue, 05 Sep 2006 02:43:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Banliyöde vahşi hayat - Süper bir animasyon!!</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/banliyode-vahsi-hayat-super-bir-animasyon_1018229.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/banliyode-vahsi-hayat-super-bir-animasyon_1018229.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;Banliyöde vahşi hayat&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;Banliyöde vahşi hayat&quot; src=&quot;http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2006/agustos/sinema/orman_03.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;0&quot; height=&quot;225&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;2&quot; width=&quot;175&quot;&gt;&amp;#8220;&lt;/strong&gt;&lt;a href=&quot;http://www.overthehedgemovie.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Orman Çetesi&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&amp;#8221;, bir ayıya olan araba yükü abur cubur borcunu ödemek için ormandaki bütün ufak yaratıkları seferber edip &amp;#8220;Görevimiz Tehlike&amp;#8221; ayarında bir yiyecek çalma operasyonu başlatan rakun RJ&amp;#8217;in hikâyesi. Böylesine absürd bir konuya bir de abur cuburlar, küresel ısınma, orman katliamları, tüketim toplumu, daha bir ton şeye dil uzatan mesaj dolu ve acayip komik diyalogları ekleyin. Şimdiye kadar bu kadar cesur kaç tane animasyon izlediniz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kış uykusundan uyanan kaplumbağa Verne ve türlü hayvan dostlarından oluşan çetesi, ormanlarının dörtte üçü kadarının banliyö evleri haline geldiğini görür. Medeniyetle çoktan tanışmış RJ, ödemesini yapabilmek için bu saf ekibi kullanmaya karar verir ve onları etraflarını saran yeni dünya ile tanıştırır. Bu dünya, yarısı yenmiş cipsler, çöp kutuları ve barbekü partileri ile bitmez tükenmez bir yemek kaynağıdır. En azından RJ böyle der. Ama uygarlıkta, yemeklerin yanında insanların da geldiğini zor yoldan öğrenirler. Üstelik bir de uğraşmaları gereken bir vahşi hayat imha arabası vardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;#8220;Over the Hedge&amp;#8221;, Shark Tale&amp;#8217;e göre komedi olarak epey aşmış bir film. Bir kere animasyonun kalitesini bir kenara koyun, sürekli pop kültürü ile ilgili espriler yapmak yerine gerçekten üzerinde düşünülerek yazılmış diyaloglar ve olaylarla komik olmaya çalı.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/banliyode-vahsi-hayat-super-bir-animasyon_1018229.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 05 Sep 2006 02:41:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>OSMANLI VE TURK TARIHINDEN ÇOK GÜZEL EFSANELER!! Geçmişten yapraklar..</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/osmanli-ve-turk-tarihinden-cok-guzel-efsaneler-gecmisten-yapraklar_1002327.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/osmanli-ve-turk-tarihinden-cok-guzel-efsaneler-gecmisten-yapraklar_1002327.html</guid> 
            <description>
&lt;h3&gt;Denize düşen yılana sarılır&lt;/h3&gt; &lt;p&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://img170.imageshack.us/img170/7295/10002ar1.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://img170.imageshack.us/img170/7295/10002ar1.jpg&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt; Sultan II. Mahmut döneminde; Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Mısır valisiydi. Gücüne çok güvenen paşanın amacı önce Suriye'yi sonra bütün Osmanlı'yı ele geçirmekti. Oğlu İbrehim Paşa, Suriye'yi almış. Osmanlı'nın gönderdiği kuvvetleri mağlup etmiş ve İstanbula doğru yola çıkmış. Suntan II. Mahmut, ordusunun o an için bunlarla başedebilecek durumda olmadığını bildiğinden Rus Çarı Nikola'dan yardım istemiş. Ruslardan yardım istemek bir alışılmış bir durum değildi. Vezirlerden bir kısmı &quot;Bu nasıl iştir?&quot; diye söylenmeye başlayınca Sultan Mahmut: &quot;Ne Yapalım&quot; demiş. &quot;Denize düşen yılana sarılır.&quot;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;Mesneviden: Aşkın Temeli&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt; &lt;p&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://files.myopera.com/kemalee/blog/kalp.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://files.myopera.com/kemalee/blog/kalp.jpg&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt; Bir aşık sevgilisine onun için yaptığı fedakarlıkları anlatıyordu: &quot;Senin için savaşlarda yaralandım, malımı mülkümü verdim, gücümden, kudretimden oldum, şerefim yok oldu.&quot; Bütün acılarını sevgilisine saydıktan sonra, sevgilisi ona, &quot;Evet..&quot; dedi. &quot;Bütün bunları yaptın ama, asıl yapman gerekeni yapmadın&quot; Aşık merakla &quot;Nedir o asıl olan?&quot; diye sordu. &quot;Aşkın temeli ölmektir.&quot; dedi. sevgili. O anda aşık uzandı ve gülümseyerek oracıkt.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/osmanli-ve-turk-tarihinden-cok-guzel-efsaneler-gecmisten-yapraklar_1002327.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 31 Aug 2006 22:59:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>30 Agustos Zaferi Kutlu Olsun!!!!</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/30-agustos-zaferi-kutlu-olsun_995986.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/30-agustos-zaferi-kutlu-olsun_995986.html</guid> 
            <description>
				
				&lt;strong&gt;&lt;br&gt;&lt;img src=&quot;http://www.ayyildiz-team.org/images/bayrak.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;BÜYÜK TAARUZ-(26 Ağustos 1922)&lt;/strong&gt;
			
			
			
		
		
		
		&lt;b&gt;Yunan Tarafı&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Sakarya Savaşı'ndan sonra Yunanlılar Eskişehir-Afyon çizgisinde
kuvvetli bir savunma hattı oluşturdular. Bu cepheleri gören bir İngiliz
Kurmay Subayı &quot;&lt;i&gt;Türkler bu mevzileri dört beş ayda işgal ederlerse bir günde susturduklarını iddia edebilirler.&lt;/i&gt;&quot;
demişti. Bu cepheyi böylesine güçlendiren Yunanlılar diğer yandan,
İtalyanların boşalttığı Söke ve Kuşadası'nı (21 ve 30 Nisan 1922) işgal
ettiler. Bu davranışlarıyla Anadolu'da kalmaya kararlı olduklarını
gösteriyorlardı. Ege yöresinin Rumlarını da silah altına alarak
birlikler oluşturuyorlardı. Türkiye'ye gözdağı vermek, Yunan halkının
moralini yükseltmek ve Türk savaş gemilerince esir alınan &quot;&lt;i&gt;Enosis&lt;/i&gt;&quot;
isimli gemilerinin intikamını almak için 7 Haziran 1922'de Samsun'u
bombardıman ettiler. 5 Haziran'da Yunan Ordusu'nun başına Lloyd
George'un &quot;&lt;i&gt;Bir çeşit deli&lt;/i&gt;&quot; dediği
Hacı Anesti'nin getirilmesi ile, Yunanlılar Trakya ve Anadolu'da sivil
halka karşı baskı ve katliama giriştiler. Haziran sonunda başlatılan
faaliyetler sonucu, 30 Temmuz'da İonya (İzmir ve kuzey bölgesi)
Muhtariyetini ilan ettiler. Bu hareketleri Ankara ve İstanbul
tarafından protesto edildi. 29 Temmuz'da da İngiltere'ye bir nota
vererek, Türkleri barışa zorlamak için İstanbul'u işgal etmek zorunda
olduklarını bildirdiler ve hemen arkasından iki tümenlik bir kuvveti
Anadolu'dan İstanbul'a taşımak için hazırlıklara başladılar. Bunun
üzerine İstanbul'dak.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/30-agustos-zaferi-kutlu-olsun_995986.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 30 Aug 2006 14:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Uzay'da son durum. UZAY Haberleri - Gezengen ve Karanlık Maddeler Değişiyor..</title>
            <link>http://herhangibiri.blogcu.com/uzay-da-son-durum-uzay-haberleri-gezengen-ve-karanlik-maddeler-degisiyor_988548.html</link>
            <guid>http://herhangibiri.blogcu.com/uzay-da-son-durum-uzay-haberleri-gezengen-ve-karanlik-maddeler-degisiyor_988548.html</guid> 
            <description>&lt;img src=&quot;http://teknoloji.milliyet.com.tr/fotobuyuk/82006/232325ilk.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;1&quot; hspace=&quot;10&quot; vspace=&quot;10&quot;&gt;
                  
                  Karanlık madde için ilk kanıt..&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Bilim
adamları, 100 milyon yıl önce iki büyük galaksi öbeğinin çarpışmasını
gördü ve yıllardır peşinde oldukları heyecan veren sonuca ulaştı... &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Kaynak: Milliyet &lt;br&gt;&lt;br&gt;
Bilim adamları, evrenin yüzde 25'i gezegen yıldız ve galaksilerden
değil karanlık madde olarak adlandırılan maddeden oluşuyor. Amerikalı
uzmanlar, ışık yaymayan ve ışığı yansıtmayan, bu nedenle de görülemeyen
karanlık maddenin varlığına dair ilk somut kanıtı bulduklarını
belirtiyorlar. BBC bilim muhabiri Paul Rincon'ın haberine göre, bilim
adamlarının vurguladıkları bir diğer nokta da görebildiğimiz kütlelerin
oranının sadece yüzde beş olması.
Karanlık madde, adının çağrıştırdığı gibi esrarengiz bir kavram.
Bugüne dek gökbilimciler karanlık maddenin varlığını sadece çıkarım yoluyla belirleyebiliyordu.
Gökbilimciler 1930'lardan bu yana galaksi öbeklerinin görünen
kütlelerle açıklanamayacak kadar yüksek çekim gücü olduğunu
biliyorlardı.
Ancak öbekler içinden gözle görülmeyen maddeyi ayırmak imkansızdı.
&lt;strong&gt;HEYECAN VERİCİ SOMUT KANIT&lt;/strong&gt;
Ta ki gökbilimciler, 100 milyon yıl önce iki büyük galaksi öbeğinin çarpışmasını görene dek.
Uzmanlar somut kanıtı işte burada bulduklarını söylüyorlar.
NASA'nın Chandra ve Hubble teleskopları ile Avrupa uzay ajansı
ve macellan teleskoplarını kullanan uzmanlar, çarpışma sonucu
galaksilerdeki gazlarla maddelerin ayrıştığını, beklenenin aksine sıcak
gaz bulutları çevresinde değil, tamamen boş görünen bir başka kesimde
büyük bir çekim gücü olduğunu belirledi.
Arizona Üniversitesi&amp;#39.. ( &lt;a href=&quot;http://herhangibiri.blogcu.com/uzay-da-son-durum-uzay-haberleri-gezengen-ve-karanlik-maddeler-degisiyor_988548.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 28 Aug 2006 18:28:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://herhangibiri.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>