Ağustos 8, 2006 - Joan Miró: Ressam, heykeltıraş, seramikçi
Joan Miró: Ressam, heykeltıraş, seramikçi
Resimlerinin
tıpkıbasımlarını en sık gördüğümüz sanatçılardan biri olarak aslında
bilinçaltımızın bir yerlerinde Joan Miró’ya dair fikrimiz vardır.
Modern sanatın en önemli temsilcilerinden biri olarak o bundan
fazlasını hak eder; işte bu sebepten kendisini buraya daha fazla
gecikmeden konuk ettik.
Öncelikle ismi sizi yanıltmasın, kendisi
bir erkek. 20 Nisan 1893’te İspanya, Barselona’da doğan Joan Miró i
Ferrá, Katalan’dır. Küçük yaşta sanata tutkusu ortaya çıkmış, babasının
isteği ile klasik eğitimini sürdürürken bir yandan da diğer ünlü
İspanyol ressam Picasso’nun da gittiği Lonja Güzel Sanatlar
Akademisi’ne devam etmiştir. Bazı dış sebepler nedeniyle buradan
ayrılmak ve memur olarak çalışmak zorunda kalması onu ruhen çökertmiş
ama sanatçı olma hayalinden vazgeçirememiştir. Bu üzüntülü halinden
etkilenerek oğullarına destek olmaya karar veren ailesinin de
yardımıyla sanat eğitimine devam edebilmiştir.
Barselona gibi sanatsal yönü güçlü bir
şehirde yaşamak, Miró’ya her zaman ilham vermiştir. İlk dönemlerinde
Van Gogh, Cezanne, Matisse ve haliyle yurttaşı Picasso gibi büyük
ressamlardan etkilenen Miró, çok geçmeden kendi tarzını oturtmaya
başlamıştır. Fovizm akımına dahil edilebilecek resimlerini 1917 yılında ilk kez sergileme olanağı bulmuştur. Village, sanatçının ilk dönem resimlerinden biridir.
Sanatın kalbinin attığı Paris’e gitmekte gecikmeyen Miró’ya Picasso kol kanat germiş ve onu önemli sanatçılarla tanıştırmıştır. Kübizm ve dadaizm akımlarına da yakınlık duymaya başladığı belli olan Miró’yu en iyi tanımlayacak olan akım sürrealizm
olmuştur. Kendisi bu sınıflandırmalara resmen dahil edilmek istemese de
Fransız sürrealist yazar ve şair André Breton, onun için “hepimizin
içinde en sürrealist olan o” demiştir. Sürrealizm etkilerinin ilk
hissedildiği resimlerinden bir tanesi The Bottle of Wine' dır.
Paris
ile Barselona arasında mekik dokuyan Miró, artık kendi yaklaşımını
resimlerine iyice oturtmuştur. Soyut yaklaşımlı, sembollerden oluşan,
sade tasarımlı, deforme olmuş izlenimi veren nesnelerle dolu resimler
yapmaktadır. Bu arada sahne dekorları hazırlamak gibi yeni bir deneyime
adım atmış, kolaj tekniğiyle çalışmalar yapmaya da başlamıştır.
Resimlerini uzun süre, ince ince çalışarak
yapan Miró, tıpkı Picasso gibi İspanya İç Savaşı’nın etkilerine maruz
kalmıştır. 1936-1940 yılları arasında süren savaş nedeniyle ülkesine
gidemeyen sanatçının resimlerine de savaşın ve acının izleri düşmüştür.
Man and Woman in front of a Pile of Excrement isimli çalışmasında bunu görmek mümkündür.
II. Dünya Savaşı ile birlikte İspanya’ya
dönen Miró, 1944’te seramik ile iyice haşır neşir olmuş, İspanyol
seramik sanatçısı Jose Artigas ile birlikte üretime başlamıştır. Onun
yardımıyla 1958 yılında UNESCO için seramik “Wall of the Moon” ve “Wall
of the Sun” duvarlarını ortaya çıkarmış, bununla Uluslararası
Guggenheim Ödülü’nü kazanmıştır. 1970’te Barselona Havaalanı için bir duvar çalışması yapmıştır. Heykel
sanatına da uzak durmayan Miró, bu alanlarda da kayda değer eserler
ortaya koymuştur. Yetinmemiş, tahta üzerine çalışmalar, mozaikler,
grafikler ve hatta duvar halıları bile yapmıştır.
Joan Miró: Ressam, heykeltıraş, seramikçi
1960’lı senelerde sık sık Amerika’ya gidip gelince, soyut dışavurumcu akımdan etkilenmekle kalmamış, kendisi de bu akımı etkilemiştir.
Joan Miró,
savaştan sonra yurduna döndüğü zaman yerleştiği Mallorca’da 25 Aralık
1983’te kalp rahatsızlığı sonucu ölmüştür. 1929’da yine Mallorca’da
evlendiği Pilar Juncosa ile birlikte, Dolores ismini verdikleri bir
kızı vardır.
Kesin ve net çizgilerle birbirinden
ayrılan yassı formlardan oluşan resimleri imzası haline gelmiş olan
Miró, sanat eleştirmenlerinden hoşlanmadığını, onları filozofluk
yapmaya çalışmakla suçladığını söylemiştir. Yaşamının son yıllarında
heykel ve dört boyutlu resim üzerine düşüncelerini yazıya da döken
sanatçının pek çok eseri, bugün 1976’da kendi adına açılan Fundació Joan Miró (Çağdaş Sanat Araştırmaları Merkezi)’da sergilenmektedir.
1954’te Viyana Bienali’nde grafik tasarım
ödülünü, 1980’de İspanya Kralı Juan Carlos’tan Güzel Sanatlar Altın
Madalyası’nı alan sanatçının eserlerinin ilk ve en önemli alıcılarından
biri de ünlü yazar Ernest Hemingway olmuştur.
“Kelimelerin şiirleri, notaların müziği
şekillendirmesi gibi ben de renklerle resmi şekillendiriyorum” diyen
sanatçı, soyut resim kavramına da şu sözlerle kendi yorumunu katmıştır:
“Bana göre hiçbir form soyut değildir, her zaman bir şeyin işaretidir.
Bir insan, kuş ya da başka bir şey olabilir. Bana göre resim hiçbir
zaman formun hatırına yapılmaz.”
|