August 30, 2006 - 30 Agustos Zaferi Kutlu Olsun!!!!

BÜYÜK TAARUZ-(26 Ağustos 1922)
Yunan Tarafı
Sakarya Savaşı'ndan sonra Yunanlılar Eskişehir-Afyon çizgisinde
kuvvetli bir savunma hattı oluşturdular. Bu cepheleri gören bir İngiliz
Kurmay Subayı "Türkler bu mevzileri dört beş ayda işgal ederlerse bir günde susturduklarını iddia edebilirler."
demişti. Bu cepheyi böylesine güçlendiren Yunanlılar diğer yandan,
İtalyanların boşalttığı Söke ve Kuşadası'nı (21 ve 30 Nisan 1922) işgal
ettiler. Bu davranışlarıyla Anadolu'da kalmaya kararlı olduklarını
gösteriyorlardı. Ege yöresinin Rumlarını da silah altına alarak
birlikler oluşturuyorlardı. Türkiye'ye gözdağı vermek, Yunan halkının
moralini yükseltmek ve Türk savaş gemilerince esir alınan "Enosis"
isimli gemilerinin intikamını almak için 7 Haziran 1922'de Samsun'u
bombardıman ettiler. 5 Haziran'da Yunan Ordusu'nun başına Lloyd
George'un "Bir çeşit deli" dediği
Hacı Anesti'nin getirilmesi ile, Yunanlılar Trakya ve Anadolu'da sivil
halka karşı baskı ve katliama giriştiler. Haziran sonunda başlatılan
faaliyetler sonucu, 30 Temmuz'da İonya (İzmir ve kuzey bölgesi)
Muhtariyetini ilan ettiler. Bu hareketleri Ankara ve İstanbul
tarafından protesto edildi. 29 Temmuz'da da İngiltere'ye bir nota
vererek, Türkleri barışa zorlamak için İstanbul'u işgal etmek zorunda
olduklarını bildirdiler ve hemen arkasından iki tümenlik bir kuvveti
Anadolu'dan İstanbul'a taşımak için hazırlıklara başladılar. Bunun
üzerine İstanbul'daki Türk Gizli Teşkilatı önemli yerlere top
yerleştirirken, şehrin savunması için binlerce kişi hazırlandı. Diğer
yandan Fransa enerjik bir tutum izledi. General Pelle'ye verilen emirle
Yunanlılara engel olması, gerekirse kuvvet kullanması bildirildi.
İngiliz General Harrington da Lloyd George'un politikasına aykırı
olarak Fransızlara yardım ederek Çatalca hattına asker gönderdi. İtalya
da aynı enerjik tutuma girince Yunanlılar bu girişimlerden vazgeçtiler.
Yunanistan bu politikayı ve hazırlıklarını sürdürürken, ordusunun ve
Yunan halkının morali çok kötü idi. Sakarya'daki ağır yenilgi ve
kayıpların açıklanması, çok kötü etki yaptı. Yunan askeri Anadolu'da
boşu boşuna savaştığını düşünmeye başladı. Ordu Kralcı ve Venizelosçu
çatışması içinde eğitim ve disiplinini yitirmişti. Siyasi ve askeri
çöküntü yanı sıra ekonomik bunalım da üst düzeye çıkmış ve dış yardım
kapıları kapanmıştı. Yabancı devlet adamları ve askeri gözlemcilerin,
Yunanlıların Anadolu'yu terk etmeleri yolunda uyarılarına da
aldırmıyorlardı. Büyük Yunanistan'ı gerçekleştirmek için ellerine
geçirdikleri tarihi fırsatı kaçırmak istemiyorlardı. Ordularının
yeterli kuvvette oldukları kanısındaydılar.
Türk Tarafı
Sakarya Savaşı'ndan sonra, Yunan Ordusu'nun hazırlık
yapmasına fırsat bırakmadan, taarruz yapılması istenmiş, fakat ordunun
buna hazır olmaması yüzünden vazgeçilmişti. Daha sonra yağışların
başlaması dolayısıyla taarruz ertelendi, fakat her an taarruz
yapılacakmış gibi hazırlık yapıldı. 1921 Eylül ayında seferberlik ilan
edilmiş olduğundan ordunun er ihtiyacı büyük ölçüde giderildi. Sakarya
Savaşı'nda, yiyecek, giyecek, cephane yokluğu yüzünden artan firar
olayları kalmadı. Ordunun ihtiyacı olan malzeme, silah, cephane çeşitli
yollardan sağlanırken eğitim ve disiplin mükemmel düzeye getirildi.
Ordu içinde emir-komuta zinciri sağlandı. Cephe gerisinde de güvenlik
önlemleri alındı. Ordunun komuta heyeti, uzun savaş yıllarında
yetişmiş, tecrübeli komutanlardan oluşuyordu. Yeni getirilen erlerle
ordunun sayısı 200.000'e ulaştı. Yiyecek, giyecek, cephane yeterli
düzeye getirildi. Birkaç meydan savaşı yapılması olasılığı düşünülerek,
ona göre hazırlık yapıldı. Türk Ordusu vatan topraklarını kurtarmak
için Başkomutan'ın taarruz emrini bekliyordu.
Türk Ordusu bütün güçlüklere rağmen, malzeme ve silah
bakımından Yunan Ordusu'na yakın duruma gelebildi. Başkomutan daha Ocak
1922'den itibaren taarruz planlarını hazırlamıştı, Sık sık cepheye
giderek hazırlıkları yakından izledi.
Taarruz Kararı
M. Kemal Paşa 27 Temmuz 1922'de Alaşehir'e geldi.
Taarruz planı üzerinde Genelkurmay Başkanı ve Cephe Komutanı ile son
değişiklikleri yaptı ve planın aldığı son biçime göre 15 Ağustos'a
kadar bütün hazırlıkların tamamlanmasına ve 30 Temmuz tarihli
görüşmede, 26 Ağustos tarihinde taarruz yapılmasına karar verildi.
Fakat M. Kemal Paşa, Türkiye sorununun barışçı yollardan çözülmesi
için İtilaf Devletleri'ne son bir kez daha başvuruda bulunmayı uygun
gördü. T.B.M.M. Hükümeti'ni temsilen İçişleri Bakanı Fethi(Okyar) Bey,
tam yetkili olarak Temmuz ayında Avrupa'ya gönderildi. 23 Temmuz'da
Poincare ile görüşen Fethi Bey, gazetecilere "Zaferi kazanabiliriz. Fakat kan dökmekten çekiniyoruz."
dedi. İngiltere ise Fethi Bey'le bakan düzeyinde görüşmeyi ret etti.
Fethi Bey'in bütün barışçı girişimleri Türkiye'yi güçsüz zanneden ve bu
girişimi de bu güçsüzlüğün sonucu olarak yorumlayan İngiltere
tarafından geri çevrilince, Fethi Bey Hükümete 14 Ağustos'tan sonra
yolladığı raporda "Ulusal amaçlarımızın sağlanması, ancak askeri faaliyetlerle kabil olabilecektir."
diyerek barış girişimlerinin sonuçsuz kaldığını bildirdi. Mustafa Kemal
Paşa'nın, taarruz hazırlıklarını izlemek için 17/18 Ağustos gecesi
Ankara'dan ayrılarak Konya'ya gitti. Ankara'dan ayrıldığını bilen
yalnız bir kaç kişi vardı. Hatta 21 Ağustos ta Çankaya'da bir balo
tertiplendiği de ilan edildi. Halbuki M. Kemal Paşa 20 Ağustos'ta
Akşehir'de idi. Konya'da postahaneye el koydurtan M. Kemal, Paşa,
Konya'da bulunduğunun duyurulmasını engelledi. 20 Ağustos'ta
Başkomutan, Batı Cephesi Komutanı'na 26 Ağustos'ta taarruza geçilmesi
emrini verdi. Aynı gece yapılan komutanlar toplantısında durumu bütün
komutanlara harita üzerinde açıklayan Başkomutan, taarruz emrini
yineledi.
Türk Ordusu düşmana yakın kuvvete sahipti. Oysa
taarruz yapılabilmesi için düşmandan iki-üç kat üstün olmak
gerekiyordu. Bu sebeple taarruz yeri olarak seçilen Afyon'a,
Eskişehir'den bazı kuvvetler gece yürüyüşü ile getirildi. Bu şekilde
Afyon yöresindeki düşman kuvvetlerine karşı üstünlük sağlanırken,
Eskişehir cephesindeki kuvvetler zayıflamıştı. Bu sebeple bazı ordu
komutanları, taarruzu sakıncalı buldularsa da Başkomutan'ın emrini
yerine getirdiler. Eskişehir yöresi, I. ve II. İnönü, Eskişehir-Kütahya
ve Sakarya Savaşları yüzünden savaş alanı olmuş, kaynakları tükenmiş,
halkı büyük sıkıntılar içinde idi. Oysa Afyon yöresi savaş alanı
olmamıştı. Cephenin arkasında Konya Ovası'nın ürünü vardı. Düşman Afyon
yönünden bir taarruz beklemiyordu. Başkomutan taarruz kararını Bakanlar
Kurulu'na da bildirdi. Türk ordusu 25-26 Ağustos gecesi bütün
hazırlıklarını yapıp, düşman cephesine iyice yaklaştı. Taarruz
süresince, ordunun ihtiyacı olan cephane, malzemenin taşınması için
yine halktan yardım istendi. Erkekleri cephede olan kadınlar, yüzlerce
kağnı ile geldiler. Hatta bazı kağnılara öküz bulunamadığı için inek
koşulmuştu.
Türk taarruz planının esası, düşmana,
geride yeni bir cephe kurmasına olanak vermeyecek bir biçimde bir tek
darbede yenmek ve düşman silahlı kuvvetlerini imha etmek idi. Bin bir güçlük ile sağlanmış bulunan cephanenin uzun bir savaşa yetmesi mümkün değildi.
Türk topçusunun 26 Ağustos sabahı saat 04:30'da ateş
açması ile taarruz başladı. Başkomutan, Genelkurmay Başkanı ve Cephe
Komutanı Kocatepe'den taarruzu izliyorlardı. 26 Ağustos günü düşmana
ait önemli birkaç tepe ele geçirildi. 27 Ağustos'tan itibaren düşman
geri çekilmeye başladı. Türk kuvvetleri üstünlüğü ele geçirdiler. Yunan
ordusu çekilirken etrafı ateşe vermeye başladı. Bu iki gün içinde
Yunanlıların 4-5 tümeni yenildi. Yunanlılar'ın Eskişehir cephesinde
bulunan kuvvetli birliklerinin, savunma cephesi kurmalarına fırsat
vermemek için süvari birlikleri, gerilere sarktılar ve Dumlupınar
yolunu tıkadılar. Çember içine alınan Yunan Ordusu'nun 5 tümeni, bizzat
Başkomutan tarafından yönetilen bir savaş sonunda, çok ağır şekilde
yenilerek teslim oldu. Kurtulan Yunan kuvvetleri panik halinde İzmir'e
doğru kaçmaya başladılar. 30 Ağustos'ta Dumlupınar'da düşman
kuvvetlerinin imhası ile sonuçlanan bu meydan savaşına ismet Paşa 31
Ağustos'ta, "Başkumandan Meydan Savaşı" adını verdi. M. Kemal bu savaşa "Rum Sındığı" adını vermişti.
Meydan savaşından sonra, çevreyi gezen M. Kemal Paşa, düşmanın ağır
yenilgisini, savaş alanında bıraktığı silah, cephane ve savaş
malzemesini, ölülerini, sürü sürü esirin kafilelerle geriye
götürülmesini gördükten sonra çok duygulanmış ve yanındakilere, "Bu manzara insanlık için utanç vericidir. Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz. Sorumluluk bize ait değildir." demiştir.
31 Ağustos'ta düşmanın ana kuvvetleri imha veya esir edilmişti.
Eskişehir yöresindeki kuvvetleri de çekilmeye hazırlanıyordu. Fakat
Kocaeli ve Trakya'dan getirecekleri kuvvetleriyle Eskişehir'den çekilen
kuvvetlerini birleştirme olasılığı olan Yunan Ordusu İzmir'in doğusunda
yeni bir savunma hattı kurabilirdi. Bu duruma fırsat verilmemesi için
Başkomutan ordulara Yunan Ordusu'nun İzmir'e kadar aman verilmeden
izlenmesini, nerede yakalanırsa orada taarruz edilmesini bildirerek,
tarihi, "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir ileri!"
emrini verdi. Başkomutanın isteği ile Fevzi Paşa Mareşalliğe ve İsmet
Paşa Ferikliğe terfi ettiler. Diğer komutanlar da bir üst rütbeye
yükseltildiler. Türk Ordusu amansız bir takip harekatına başladı. Yunan
Ordusu silahını, cephanesini ve malzemesini terk ederek kaçıyor,
kaçarken her yeri yakıp yıkıyor, gerisinde büyük bir enkaz bırakıyordu.
Ele geçen malzeme ve esir büyük sayılara ulaşıyordu. Binlerce ölü ve
esir veren Yunan Ordusu'nun artık kendisini toplaması olanaksızdı.
Askerler bir an önce İzmir'e ulaşıp oradan gemiye binmek ve canını
kurtarmak yarışına girmişlerdi. Yunan Ordusu çekilirken büyük katliam
yaptığı için, Türk Ordusu'nun intikam alacağı korkusuyla Yunan Ordusu
ve yerli Rumlar İzmir'e doğru kaçıyordu.
31 Ağustos'ta başlayan takip harekatı, yanan Türk
şehir ve kasabalarının arasından, öldürülen Türk kadın ve çocuklarının
Türk askeri üzerinde yarattığı büyük ve yorgunluk tanımayan bir azimle
9 Eylül günü İzmir'e girmesi ile sonuçlandı. Yunan Ordusu Anadolu'da bu
kadar büyük zulüm yapmış olmasına rağmen esir alınan Yunan Generalleri,
Türk Başkomutanı tarafından ağırlanıp, teselli edildiler.
Afyon tarafında bozulan Yunan kuvvetleri İzmir'e doğru kaçarlarken,
Eskişehir yöresindeki kuvvetleri ise, Türk Ordusu'nun Kocaeli
yöresinden çeviren kuvvetlerine teslim oldu. Bir kısmı ise Bandırma
yönünde çekildi. Batı Anadolu şehirleri bir biri ardına kurtarılmaya
başlandı. Yunan Ordusu tarafından yakılmış olan bu şehirler sırayla
Türk Ordusu'nu karşıladı. 4 Eylül'de Alaşehir, Buldan, Kula, Söğüt, 5
Eylül'de Bilecik, Bozüyük, Simav, Demirci, Ödemiş, Salihli, 6 Eylül'de
Akhisar, Balıkesir, 7 Eylül'de Aydın, 8 Eylül'de Kemalpaşa ve Manisa'ya
Türk Ordusu girdi. 9 Eylül'de de İzmir, 10 Eylül'de Bursa kurtarıldı.
Denize ulaşabilen Yunan askeri kendini bulabildiği araçla adalara
atmaya çalışıyorlardı. Bandırma ve İzmir yöresi Yunan askerleri ve
yerli Rum kafilelerinden geçilmiyordu. Türkler geliyor korkusu,
adalarda yaşayan Rumları bile korkutmuş, arada deniz bulunduğunu
unutturmuştu. İzmir şehri büyük bir insan kalabalığının, kendilerini
gemilere atıp, canını kurtarmak isteyen Yunan Askeri ve yerli Rumların
oluşturduğu mahşeri bir görünümdeydi. Limanda bulunan İtilaf Devletleri
(Özellikle İngiliz) gemilerine binmek isteyen bu kalabalık, gemilere
alınmıyor, binmekte ısrar edip, kayıklarla gemilere yanaşanlar denize
atılıyor, hatta kalabalığın hücumu karşısında, gemidekiler tarafından
ateş açılarak vuruluyorlardı. Yunan Ordusu'nu İzmir'e çıkartan
İngilizler, şimdi onları kaderine terk ediyordu. Yerli Rum kayıkçılar
kendi soydaşlarından, çok aşırı ücret istiyorlardı.
M.Kemal Paşa 9 Eylül'de Belkahve'ye geldi, fakat
İzmir'de çatışmalar sürdüğü için geceyi Kemalpaşa'da geçirdi ve 10
Eylül'de İzmir'e girdi. 10 Eylül'de bile yer yer çarpışmalar
sürmekteydi 3.000 kişilik bir Yunan kuvveti esir alınmıştı. İzmir'e
giren M. Kemal Paşa'nın kalması için Karşıyaka'da bir köşk hazırlandı.
Kral Konstantin de bu köşkte kalmıştı. Evin kapısında kendisini
karşılayanlar merdivenlere bir Yunan Bayrağı sermişlerdi. Yunan
Kralı'nın Türk Bayrağı'nı çiğneyerek eve girdiğini belirtenlere M.
Kemal: "Hata etmiş. Ben bu hatayı tekrar
edemem. Bayrak, ulusunun şerefidir. Ne olursa olsun yerlere serilemez
ve çiğnenemez. Kaldırınız..." yanıtını vererek Yunan Bayrağı'nı kaldırttı.
Büyük zafer ülkenin her yanında coşkuyla
karşılanırken, dış Müslüman ülkelerden tebrik telgrafları gelmeye
başladı. İlk tebrik edenlerin başında Sovyetler Birliği Elçisi Aralov
vardı. Aralov "Batı Emperyalizmi"ne
karşı savaşan Türkiye'yi kurtlarken, Müslüman ülkeler Haçlılara karşı
elde edilen başarıyı kutluyorlardı. Fransa, İngiltere, İtalya, ve
A.B.D.'nin İzmir'deki konsolosları ve amiralleri de 10 Eylül'de Ordu
Komutanı'nı tebrik ettiler. Fakat endişe içinde oldukları açıkça
ortadaydı. Çünkü bu savaşla yalnız Yunanlılar yenilmiş değil, İtilaf
Devletleri'nin (Lloyd George, Wilson, Clemenceau, Orlando) kurdukları
dünya düzeni de yıkılmış oluyordu. New York Times, Yunan yenilgisini
insanlığın ve uygarlığın başına gelen en büyük felaket olarak
nitelendirirken, İngiliz basını olayı dehşetle veriyor ve Fransız
basını Türkiye'ye yeni bir savaşın açılıp açılmayacağını soruyordu.
Gazete başlıklarında "Türk Zaferi", "Türkler İzmir'de"
yazıları yer alırken 250.000 kişilik Türk Ordusu'nun Yunanlıları nasıl
ezip geçtiği, Yunanlıların insan ve silah, cephane kayıpları üzerinde
duruluyordu. "Le Temps Gazetesi" , on beş günde, bir yıldırım harbiyle iki Yunan Ordusu'nu yok edip, kalıntılarını denize döken Türklerin "Küçük Asya Sorunu"nu çözdüklerini, Kral Konstantin'in maceracı politikasının feci sonucunu gerçekçi bir yorumla veriyordu.
Türk Ordusu'nun İzmir'e girmesinden birkaç gün sonra 13 Eylül günü şehrin bazı yerlerinde yangın çıktı. Özellikle Ermeni evlerinden
silah sesleri gelmesi ve arkasından büyük bir yangın çıkması, yangının "Ermeni ve Rum Örgütleri"nce
çıkartıldığı ve İngiliz Konsolosu'ndan yardım gördükleri
söylentilerinin yayılmasına yol açtı. Evleri yanan Avrupalı tüccarlar
yangının Ermeniler tarafından çıkartıldığını ileri sürüyorlardı.
Amerikalı, İngiliz, Fransız ve İtalyan Konsolosları 6 Eylül'de Yunan
Harbiye Bakanı'ndan İzmir'in yakılmaması için garanti istemişlerse de,
bu garanti verilmemişti· Bütün Batı Anadolu'yu yakan Yunanlıların
İzmir'i Türklerin yaktığını ileri sürmeleri çok ilginçtir. Şehrin
yanmasından en çok zarar gören Türkler idi. Kurtardıkları "Güzel İzmir"
yanıyordu. En çok üzülen M. Kemal Paşa oldu. Yangın üç gün sürdü ve
şehrin büyük bir kısmı kül oldu. Şimdi Türkiye'nin eline harabe halinde
bir şehir terk edilmişti. Tıpkı Batı Anadolu'nun diğer şehir, kasaba ve
köyleri gibi.
Zafer'in Sonucu
Yunan Ordusu'nun on beş gün içinde imhası ile sonuçlanan "Büyük Zafer",
Başkomutan'ın büyük riski göze alarak, güçlü bir sıklet merkezi yapmak,
taarruzda baskını sağlamak, denk kuvvetle, ateş üstünlüğüne sahip
düşmana karşı, savaşta kesin sonuç yerini seçme, doğru karar verme, iç
ve dış politikayı iyi yönetmek, ulusu ve orduyu kaynaştırıp savaşa
hazırlamaktaki üstün başarısıyla kazanıldı. Türk Ordusu 4-5 ayda
parçalanamaz denen Yunan Cephesi'ni bir kaç günde parçaladı. 15 günde
500-600 km. yol aldı. 150.000 kişilik bir düşman ordusunu imha etti. Bu
büyük başarı içte ulusal bütünlüğü ve güveni sağladı. Öldü zannedilen
Türk Ulusu'nun azmi, bu düşünceyi yıktı. Mudanya Ateşkes Antlaşması ve
Lozan Atlaşması'nın imzalanmasını hazırlaması bakımından, büyük güç
kaynağı oldu. Tam bağımsız Türk Devleti olan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin
kuruluşu ve Türk Devrimi'nin güç kaynağı yine bu zafer oldu. Sevr ile "Doğu Sorunu"nu
diledikleri gibi çözebileceklerini zanneden İtilaf devletleri,
Türkiye'nin gücünü ve Lozan'da Doğu Sorunu'nun kapandığını kabul
ettiler. Atatürk'ün
dediği gibi, zaferler amaçları ve sonuçları bakımından önem taşırlar.
Tarihte büyük meydan savaşları çok olmuştur. Fakat bunların çoğu aynı
ölçüde büyük sonuçlar getirmemiştir. Başkomutan Meydan savaşı yalnızca,
düşman ordularını denize dökmek ve ülkeyi kurtarmakla kalmamış, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu hazırlamıştır.
|
|
Yorum yaz!
|
2006-08-30 20:12:35 - muhhaahahahah |
| Yazan: herhangibiri |
nuhaahahahahah diyorum artık sen anla...
sen sevındın herhalde ben sana ıkı tane yazınca, aynısını bana da yapmıssın.
|
| Bağlantı |
2006-08-30 19:28:38 - sevinme len |
| Yazan: kiytirik |
| gene ben olum sevindin mi 3542312316512154512154212 tane yorum var die hahahhahahahahahahahahhahaha |
| Bağlantı |
2006-08-30 19:27:10 - Başkanım!! |
| Yazan: dengesizler |
| Gene döktürmüşsünüz büyüksünüz kutsal bilgi kaynağısınız elinize sağlık bayramınız kutlu olsun |
| Bağlantı |
2006-08-30 19:24:54 - kutlu olsun!! |
| Yazan: komploteoristi |
| Sizinde bayramınız kutlu olsun elinize sağlık |
| Bağlantı |
2006-08-30 19:21:59 - Yavrum benim |
| Yazan: kiytirik |
| Herhangibir tarih yazarından ne farkın var eeeyy herhangibiri,bilginin ikinci adresi,blogçunun bilgi pınarı |
| Bağlantı |
2006-08-30 19:19:23 - afferin!! |
| Yazan: rahatsizadam |
| Vatanına sahip çıkan vatan evladı seni takdir ettim |
| Bağlantı |
|
Herkes, Biri, Herhangibiri ve Hiçkimse adındaki dört kişi hakkında. Yapılması gereken çok önemli bir iş vardı ve Herkes, Birinin bunu yapacağından emindi. Aslında bu işi Herhangibiri de yapabilirdi. Fakat Hiçkimse yapmadı. Bunun üzerine Biri çok kızdı, çünkü bu Herkesin işiydi. Herkes, Herhangibirinin bu işi yapacağını düşünmüştü, fakat Hiçkimse, Herkesin yapmayacağını bilmiyordu. Sonuçta Herhangibirinin yapacağı bir işi Hiçkimse yapmadığı için Herkes, Birini suçladı.
Ayrışık..
Son Yorumlar
sex erkeği sex erkeği katılmıorm pi sayısı bir gurup kurmak ve ilk ler olmak yasamin icinde günesin ortasinda olmak icin ileriye cikin! el falı selamlar Kaykay bilemiyorum
Sayfayı yazdır!!
Karışık! 10 Konu!
1 - Murphy's Kanunları
2 - Üstümüz başımız punk
3 - FB neden? Büyük GS'den!
4 - Hollywood'dan sözler!
5 - Bir öğrenci evinin anatomisi..
6 - Tarihin En İlginç İntiharı!
7 - "Kızlık zarı intikamı" Oha artık!
8 - Dünyanın 7 harikası..
9 - Dünyanın uzaydaki gözü: Hubble!
10 - Bir Cem Yılmaz Klasiği!
Müzik İle ilgili..
1 - Punk Hakkında
2 - Bob Marley! Hakkında
3 - Nelly Furtado Hakkında
4 - NU-Metal Hakkında
5 - Fort Minor Hakkında
6 - Artic Monkeys Hakkında
Uzay ile İlgili..
1 - Uzay Fotoğrafları
2 - Uzaya Asansör yapıl..
3 - Uzayın Sonu mu?
4 - Manyetik Fırtınalar
5 - Buff Uzayda!!
6 - Uzayda Son Durum
Bilim Kurgu Haberleri..
1 - Bilim Kurgu Haberleri..
2 - Bilim Kurgu Dünyası..
3 - Doğa ve Hayvanlar Alemi..
4 - Dünyadan Toplama -1-
5 - Dünyadan Toplama -2-
6 - 13. Cuma Laneti!
|